İngilizce Eğitimde Psikolojik Bariyerler ve
Wall Street Institute Sisteminin Yaklaşımı
Yabancı dil eğitiminde
pozitif yaklaşımın önemi
|
| |
Yetişkinlerde İngilizce Eğitimde Psikolojik Bariyerler
ve Wall Street Institute Sisteminin Yaklaşımı
Bir yetişkin için yeni bir yabancı dil öğrenmek, heyecan verici olduğu kadar, aynı zamanda zorlayıcıdır. Bu yazıda yeni bir yabancı dil öğrenirken kişilerin karşılaştıkları psikolojik bariyerlerden ve Wall Street Institute İngilizce eğitim sisteminin bu bariyerleri aşmada kullandığı stratejik yaklaşımlardan bahsedeceğiz.
Öncelikle dil öğrenme sürecinin kendine özgü özelliklerini doğru olarak anlamamız gerekiyor. Dil öğrenmenin, araba kullanmayı öğrenmekten yada ekonomi hakkında bilgi edinmekten ne gibi bir farkı vardır? Araba kullanmak pratik bir yetkinliktir. Ama ekonomi konusunda uzman olmak için geniş bir bilgi birikimine sahip olmanız gerekir.
İngilizce öğrenmek ise bu ikisinin karışımıdır. Bazı tematik bilgileri (dilbilgisi, kelime bilgisi, vs.) edinmeniz gerekirken, aynı zamanda akıcı konuşmak ya da etkili bir şekilde konuşulanları anlamak için çok aktif bir şekilde pratik yapmanız gerekir. İşte bu sebepten dolayı, Wall Street Institute'da, Konuşma Merkezi' nde, Akıcı Konuşma Sınıfları'nda ve Sosyal Aktivite Dersleri' nde size hem İngilizce konuşmak hem de dinlemek için pek çok fırsat sunulmaktadır.
Bunlarla birlikte, dil eğitiminde göz önünde bulundurulması gereken iki çok önemli faktör daha vardır. Bunlardan ilki, sinir sisteminin işleyiş şeklidir. İnsanlar, beyinlerinin sadece kısıtlı bir kısmı gelişmiş olarak doğarlar. Hayatlarının ilk yıllarında beyinlerinin nörolojik bağlantıları hızla şekillenir. Bu süreçte görsel ve işitsel hafıza, doğrudan ana dil ile bağlantılı olarak programlanır. Bu yüzden de ana dilimiz hayatımızın ilk yıllarında zihnimize yerleşir ve gördüğümüz, hissettiğimiz herşeyi ana dilimizde adlandırırız. Bunu düşünmeden, içgüdüsel olarak yaparız.
Dil eğitiminde göz önünde bulundurulması gereken bir diğer faktör de, hayatımızın ilk yıllarından itibaren her zaman kendi anadilimiz ile yetişitirilmiş olmamızdır. Anadilimiz sadece beynimize kayıt edilmemiştir, aynı zamanda kültürümüzün de bir parçasıdır. Bu yüzden zihnimizin derinliklerinden, günlük hayatımıza kadar anadilimiz her açıdan bizi çevrelemektedir.
Tüm bu sebeplerden dolayı, yeni bir dil öğrenmek bizim için sadece entellektüel olarak değil, zihinsel ve psikolojik olarak da bizim için zorlayıcı bir deneyimdir. Bu durumda; İngilizce öğrenen yetişkinler nasıl bir yol izlemelidir ya da Wall Street Institute İngilizce öğrenen yetişkinlere ne tür çözümler sağlamaktadır?
Bu soruya verilen en geleneksel cevap: "Çok çalışmak". Ancak çok çalışmak tek başına yeterli midir? Gösterdiğiniz çabanın tam karşılığını almak için yetişkin bir İngilizce öğrencisi olarak ne tür bir strateji sizi başarıya taşıyacaktır?
Başarıya giden yolda ilk engeliniz anadilinizin kişisel benliğinizin içine işlemiş olması ancak yeni bir yabancı dil için bu durumun söz konusu olmamasıdır. Farkında olmadan kendi ana dilimizde düşününürüz. Peki İngilizce öğrenirken, kendimizi İngilizce düşünmeye alıştırmamız mümkün müdür? Gerçekte bu sanıldığı kadar imkansız değil. Aslında doğru bir yöntem izlendiğinizde İngilizce düşünmemeniz hatta rüyalarınızı bile İngilizce görmemeniz için hiçbir sebep yoktur.
Bunun yolu her fırsatta İngilizce'nizi kullanmanızdan, İngilizce' yi hayatınızın bir parçası haline getirmenizden geçer. İngilizce konuşmaya yada duymaya alıştığınızda beyniniz de yavaş yavaş kendini İngilizce programlamaya ve şekilleri, objeleri İngilizce anlamlandırmaya başlayacaktır. Bu yüzden günlük hayatınızda mümkün olduğunca İngilizce dinlemeye ve konuşmaya çalışmalısınız. Her kelimeyi anlamasanız da, bir süre sonra zihinsel süreçlerinizde İngilizce'yi daha fazla kullanmaya başlayacak ve beyninizin İngilizce'ye karşı koruma duvarlarını yıkmış olacaksınız. Peki tüm bu gelişimi İngilizce konuşulan bir ülkeye gitmeden, kendi ülkenizde yaşayabilir misiniz?
Wall Street Institute'daki Konuşma Merkezi çalışmaları ve Listen Up CD'leri tamamen bu amaçla tasarlanmıştır. Konuşma Merkezi'ndeki dinleme ve tekrar etme alıştırmalarını yaparken, kendinizi tam anlamıyla İngilizce ile dolu bir ortamda bulursunuz. Kulaklığınızı takıp hiç ara vermeden yapılacak 45 dakikalık bir çalışma ile beyninizin İngilizce'ye karşı oluşturduğu koruma kalkanından kurtulmaya ve görmek/duymak/konuşmak üzerine kurulu metod sayesinde görüntüleri İngilizce anlamlandırmaya başladığınızı göreceksiniz.
Karşılaşacağınız bir başka engel de hata yapma korkusudur. İnsanın anadili, içgüdüsel olarak kullanabildiği için, ona güven duygusu verir. Yabancı ülkelerde yaşayan kişilere dikkat ettiğinizde görürsünüz ki, kişiler günlük hayatlarında sürekli o ülkenin dilini kullanmalarına rağmen, sinirlendiklerinde ya da heyecanlandıklarında içgüdüsel olarak anadillerine dönerler. Çünkü bu dili kullandıklarında kendilerini daha rahat ifade ettiklerini hissederler. Peki yabancı bir dili kullanırken hata yapmaktan korkmamamız ve kendimizi güvenle ifade etmemiz mümkün müdür? Bu güveni sağlamak için öncelikle kendi anadilimizi nasıl öğrendiğimizi hatırlamamız gerekir. Hayatımızın ilk yıllarında edindiğimiz her deneyim, karşılaştığımız her yeni obje, insan ya da durum beynimiz tarafından tematik olarak adlandırılmıştır. Bunu İngilizce dil eğitimine uyarlarsak da görüntüleri, kişileri ya da olayları nasıl İngilizce anlamlandıracağımıza dikkat etmeliyiz. İlk önce bunu ezber yaparak başaramayacağımızı anlamamız gerekir. Çünkü bir bilgi kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya sadece tecrübe yolu ile kazandırılır.
Bu yüzden Wall Street Institute metodu bir çocuğun kendi anadilini öğrenme yolu esas alınarak oluşturulmuştur. Wall Street Institute öğrenme süreci dinleme ile başlar: anlama, tekrar, okuma, değerlendirme / tecrübe ile devam eder, ve pratik uygulama ile tamamlanır. bu süreç, ezber gibi yapay değil, anadilini öğrenme gibi doğal bir süreçtir.
Yabancı dil eğitiminde pozitif yaklaşımın önemi
Genel kanı, anadilinden tamamen farklı bir dil öğrenmenin, yüksek bir dağa tırmanmak kadar zorlu bir deneyim olduğu doğrultusundadır. Ama engellere takılıp vazgeçmektense, sonuca odaklanırsak, başarıya ulaşmamız çok daha kolay olacaktır.
Öncelikle, olumlu bir bakış açısına sahip olmak size çok yardımcı olacaktır. Pek çok kişi yabancı dil öğrenmeye karşı bir önyargıya sahiptir. Bu çoğunlukla başka insanların önünde hata yapmaktan korkmaktan, insanları yanlış anlamaktan yada yanlış anlaşılmaktan korkmaktan kaynaklanır. Özellikle başlangıç seviyelerindeki pek çok Wall Street Institute öğrencisi, yabancılarla İngilizce konuşmaktan çekindiklerini itiraf etmişlerdir.
Bu önyargının ana kaynağı İngilizce'nin okullarda çok yanlış bir şekilde öğretilmesidir. Okullarda öncelik, testler, sınıf geçmek için alınması gereken notlar ve kağıt üzerinde kalan bilgilerdir. Bu yüzden de öğrenciler hata yapmaktan korkmaya alışırlar. Ancak gerçek hayattan örneklersek, Thomas Edison ampülü bulmadan önce değişik metaller ile tam 500 değişik kombinasyon denemiş, ancak hepsi kısa sürede ısındığı ve yandığı için başarıya ulaşamamıştır. Asistanlarından biri, "Tüm denemelerimizde başarısız olduk” dediğinde Edison'un cevabı; "Tam tersine, şu anda işe yaramayan 500 yol biliyoruz. Bu da bize işe yarayan yolu bulduğumuzda kullanabileceğimiz büyük bir bilgi birikimi sağladı." olmuştur. İşte hataların size sağladığı fayda budur. Hatalarınız size neyin işe yaramadığını gösterir, böylece neyin işe yaradığını bulmanıza yardımcı olurlar. Bu yüzden Wall Street Institute' da öğrencilere tavsiyemiz hatalarından korkmak yerine onları doğrulara ulaşma yolunda onlara deneyim sağlayan fırsatlar olarak görmeleridir.
Başarıya giden yolda bir başka önemli strateji de öğrenmeye açık olmaktır. Çocukların çabuk öğrenmelerinin sebeplerinden biri, onların öğrenmeye ve yeni deneyimlere tamamen açık olmalarıdır. Çocuklar meraklı, heyecanlı ve bilgiye açıklardır.
Yabancı dil öğrenirken psikolojik bariyerlerinizin farkında olmanız ve onları aşmaya hevesli olmanız çok önemlidir. Yabancı dil öğrenmek sadece dili konuşmak değil, dilin kökenleri ile de bağlantı kurmayı gerektirir. Çünkü her dilin kendine ait bir yapısı, kelime hazinesi, deyimleri vardır. Bir dile tam anlamıyla hakim olmak için bu dilin bir parçası olduğu kültür ile ilgili bilgi sahibi olmanızda fayda vardır.
Sonuç olarak, İngilizce öğrenmek istiyorsanız, Wall Street Institute'un size sunduğu imkanlardan faydalanırken, bir yandan da hatalarınızdan korkmamayı, yeni bilgilere açık olmayı da denemelisiniz. Bunları denediğinizde göreceksiniz ki çok hızlı ve emin adımlarla hedefinize doğru ilerleyeceksiniz. |
|